Basın özgürlüğünü engelleyecek hiçbir maddeyi kabul etmeyeceğiz

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun programı kapsamında bulunmuş olduğu Malatya’da, Malatya Gazeteciler Cemiyeti ve mahalli basın kuruluşlarını ziyaret etti. Sertel’i cemaat ziyaretinde, cemaat başkanı Vahap Güner karşıladı.

“BASIN ZOR DÖNEMDEN GEÇİYOR”

Basının mesele ve sıkıntılarını gündeme taşıyan ve basının zor bir dönemden geçtiğini söyleyerek sözlerini devam ettiren Sertel şunları söylemiş oldu:

“Türkiye’de basın fazlaca zor bir dönem geçirdi ve geçiriyor. Anadolu basınının gerek ekonomik koşulları, gerekse siyasal baskılar altında zor günler yaşıyor. Fakat gelip geçecektir. Eski kuvvetli günlerimize döneceğiz. Ek olarak ben illerde cemiyetlerin tek olmasından, fazlaca uzun senelerce köklü bir cemaat olan MGC’nin mühim bir kurum bulunduğunun da altını çizerek tüm meslektaşlarımızı bütünleşmeye, birliğe çağrı ediyorum.

Bir tek bu ilde değil, birçok ilimizde değişik nedenler ve gerekçelerle bazı oluşumlar oluyor. Bu oluşumların basın meslek örgütüne ziyanı olduğu, basın mesleğine de fazlaca büyük ziyanı bulunduğunu düşünüyorum. Demokrasi kazanır. Hepimiz gelir bir yerde bir çatı altında toplanır seçimler olur. Kim kazanırsa onla birlikte omuz omuza yürünür. Ben İzmir milletvekiliyim fakat benim gönlüm hep Anadolu’dan yana oldu, hep Anadolu’nun sesi olmuşumdur. Basın duyuru kurumunda genel kurul üyeliği yaptığım sırada 6 yıl süresince Anadolu’daki gazetelerin, cemiyetleri basın duyuru kurumundan lüzumlu oranı almaları için, Anadolu gazetelerinin basın duyuru kurumundan lüzumlu oranı ve hakkını alabilmeleri için çabalarımız fazlaca oldu. Basın kartları komisyonunda 6 yıl vazife gördüm. Orada da çabalarımız fazlaca oldu. Şimdi 7 senedir milletvekili olarak bu çabalarımızı sürdürüyorum. Tek istediğim her insanın özgürce yazabildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği ve ekonomik koşullar altında ezilmediği bir dünyayı fazlaca isterim.

Basın yeni bir yasayla büyük bir sorun altına sokulmak istendi. Yeni bir baskı yasası. Bu yasa gazeteciler cemiyetlerinin ortak çabası ve mücadelesiyle durduruldu. Şundan dolayı 29. Madde; o madde bir tek yoruma dayalı ve gazetecilerin ‘3 yıldan başlayarak yargılandığı ve hapse atılabileceği bir madde… ‘Dezenformasyon’ diyorlar. Bir örnek vermek isterim, işte meteoroloji dedi ki ‘yarın Malatya’da bir yağmur ve fırtına olacak, sel baskınları umut ediliyor.’ Gazeteci de bunu yazdı ve bu tabiat vakası gerçekleşmedi. O kanun maddesinde ‘halkı infiale sürüklemek, korku ve paniğe sürüklemek suçtur’ deniliyor ve ‘3 yılla yargılanır’ diyor. Onu haberleştiren gazeteci yada onu söyleyen televizyoncu 3 yılla kolaylıkla yargılanabilir.

Dezenformasyon yasasının niyete ve yoruma bağlı olmasının fazlaca büyük bir sorun yaratacağını anlattık ve anlatmayı sürdüreceğiz. Esasen bir adım geriye çekildiler fakat dezenformasyona esasen gazeteciler, kendisine ‘Gazeteciyim’ diyen asla kimse dezenformasyon yapmaz, yapmamalı da. Gerçek bilgilere dayalı, teyit edilen bilgilere dayalı haberlerdir. İnternet yasası kesinlikle çıkmalıdır. Fakat çıkarken de baskı politikası haline getirmek de asla doğru değildir. Bu açıdan mecliste çalışmalarımız sürüyor. En büyük gücümüzde Anadolu basınıydı. Ankara’da büyük bir toplantı organize edildi. Tüm kuruluşlar ve basın meslek örgütleri bu yasanın çıkmasına engel teşkil etti. Ekim ayında bunu yeniden gündeme getirmeye kalkışabilirler. Fakat bilsinler ki basın özgürlüğünden doğacak mahsurları giderecek tek şey gene basın özgürlüğüdür. Bu aşamada basın özgürlüğünü engelleyecek hiçbir maddeyi kabul etmeyeceğimizi ifade ediyorum.”

Sertel ek olarak, Malatya Söz Gazetesi’ni de ziyaret etti. Sertel, ziyaretinde; daha ilkin CHP’nin Marmaris’te “Mahalli Medya Çalıştayı” düzenlediğini anımsattı ve şunları söylemiş oldu:

“Oradan çıkan sonuçlar şöyleki… Anadolu medyası kendine örneksiz bir medya, bazıları tarafınca şekillendirilen ve ‘Sen bugün şu manşeti atacaksın’ yada ortak başlıklar atan medya değil. O, bizim için fazlaca mühim ve korunması ihtiyaç duyulan bir özellik. Her gazetenin kendine özgü bir bakış açısının olması en doğalıdır. Düşünce özgürlüğü olması lazım, basın özgürlüğü olması lazım, ifade özgürlüğü olması lazım.

“BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜYLE İLGİLİ BİR KANUN HAZIRLANMASI LAZIM”

Bir de mahalli medyanın desteklenmesi lazım. Mahalli medya ne yazık ki öksüz bir evlada benziyor. Baba ve anne yok; çocuk kendi çabalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor, hayatta kalmaya çalışıyor ve varlığını devam ettirmeye çalışıyor. Bunun için Anadolu medyasına ilişkin pozitif ayrımcılık yapmamız lazım. Basın ve ifade özgürlüğü mevzusunda bir kanun hazırlamamız lazım. Onu da biz değil, bizzat ilgilerinin katılmış olduğu, Meclis’te tartıştığı, basın meslek örgütlerinin başkanlarının olduğu toplantıyla bu yasanın hazırlanması gerekiyor. Kalıcı bir basın yasasının olması lazım. Bunun için uğraş vereceğiz.”

“BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİYLE BİRLİKTE SORUNLARI ÇÖZECEĞİZ”

Sertel, Marmaris’te meydana getirilen çalıştayın mühim yanlarının olduğuna dikkat çekerek, “Tüm masalarda Anadolu kentlerinden gelen insanların hazırladıkları raporlar, bizim elimizde. Ne istiyorlar ve ne yapılması icap ettiğini biliyoruz. Elimizde hasta ise tedavi edilecek yolları ve şekilleri de öneriyor dostlar. Reçete de var elimizde. İktidar olduğumuzda bunu kesinlikle basın meslek örgütleriyle sorunları çözeceğiz” dedi.

“CEZA YAZMAKLA MÜKELLEF HİSSEDİYORLAR”

“Radyo ve Tv Üst Kurulu artık Recep Tayyip Üst Kurulu haline geldi” diyen Sertel, şunları kaydetti:

“Recep Tayyip Erdoğan ne isterse onu icra eden bir kurum haline geldi. Ortalama 800 civarında çalışanı var. 8 daire başkanı, 48 daire başkan yardımcısı var. 800’e yakın personel belli kanalları izliyor. Belli televizyonları izliyor. 5-6 kanalı izliyorlar ve kendilerini onlara ceza yazmakla yükümlü hissediyorlar. Onların sesini kısmak için her türlü baskıyı uyguluyorlar. Basın İlan Kurumu ise kelimenin tam anlamıyla Basın İnfaz Kurumu haline getirilmiş vaziyette. ‘Hangi gazetenin ilanını keseyim’ diye uğraş veriyor.

Her iki kurumu da basın ve ifade özgürlüğünü sakınan, kollayan ve ülkenin kuruluşları haline getirilmesi gerekiyor. Siyasal baskılardan uzak, politika yapmayan meslek örgütleriyle birlikte yürüyen kurullar haline getirmeliyiz. Her ikisi de mühim kurumlar ve bu kurumları bir baskı aracı olarak kullanmaları, Türkiye’de fazlaca fena sonuçlara yol açtığını görüyorum.”

“DOLARLA KİRA NEDENİYLE ANADOLU TELEVİZYONLARI UYDUDAN DÜŞTÜ”

Sertel, TÜRKSAT’ın dolar ile uydu kiralamasının Anadolu’daki televizyonların uydudan düşmelerine yol açtığını kaydederek, “Dolarla kira Türk lirası ile kira tartışması fazlaca oldu. Ben Türk lirasını onlar doları savundu. Hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘Dolarla kira mı olur kardeşim?’ diyince ben de ‘Dolarla uydu kirası mı olur” dedim” ifadelerine yer verdi.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.